WhatsApp

Uyku ve Sağlık

Uyku ve Sağlık

Uyku ve Sağlık

Uyku hepimizin vazgeçilmez ihtiyacıdır. Uykusuz bir yaşam düşünülemez. Aynı şekilde kaliteli bir yaşam için kaliteli uyku vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Hepimizin temel ihtiyacı olan ve herkesin bir şekilde eksikliğini hissettiği uyku ile ilgili Alfa tıp merkezi uzmanlarının desteği ile hazırladığımız bu yazıda, sizlerin yaşam kalitesini yükseltmeye yardımcı olabilecek bilgileri hazırladık.

 

Bilimsel araştırmalar, uykunun vücudu dinlendirme dışında çok daha önemli faydalarını göstermiştir.  Ertesi güne hazırlama işlevinin yanında, enerji tasarrufu, büyüme, hücrelerin yenilenmesi, organizmanın onarımı, genetik hafızanın programlanması, yeni bilgilerin öğrenilmesi ve kalıcı hale getirilmesi, bazı canlılarda ortama uyum sağlaması ve tehlikelerden korunması gibi işlevleri vardır.  

Uyku, karmaşık, yüksek derecede organizasyon gösterir. Birçok iç ve dış faktörden etkilenir. Uyku biyolojik yapıyı her düzeyde etkileyen bir durumdur. Uzun süreli uykusuzluğun vücudun ısı kontrolünde, beslenme metabolizmasında, bağışıklık sisteminde ve diğer düzenleyici sistemlerde bozulmaya yol açabilir.

Işıkları kapatmak, gürültüyü azaltmak ve yatak sermek istemli  davranışlardır. Ancak metabolik olarak sonuçta melatoninde istem dışı bir artış  ve gece boyunca beynin aktivite modellerinde bir dizi değişim olur. Uyku, nihayetinde davranış ve biyoloji arasındaki bu iş birliğinin sonucudur. Sirkadiyen ritim canlıların 24 saatlik süre boyunca fizyolojik, biyokimyasal ve psikolojik davranışlarının bütünü, bir nevi biyolojik saati oluşturan bir ritmik döngüdür.

Gün içerisinde ışığa maruz kalmak, biyolojik saatin uyanıklığı sağlayan sinyaller göndermesine yol açar. Gece olduğunda ve güneş ışığı çekildiğinde, söz konusu biyolojik saat, uykuyu destekleyen bir hormon olan melatonin üretimini başlatır ve ardından gece boyunca uykuda kalmamıza yardımcı olan sinyaller iletmeye devam eder.  

 

Melatonin Nedir?

Çok eski zamanlardan beri varlığı bilinmesine rağmen pineal bezden  (beyinde bir bölge) salgılanan temel hormondur.  Melatonin gece boyunca en yüksek  düzeydedir. Vücudumuzda sirkadiyen düzenleme (gece-gündüz) ve uyku kontrolünden sorumludur.

Melatoninin diğer önemli fonksiyonunun son derece güçlü serbest bir radikal temizleyici (detoks)  olduğu düşünülmektedir. Melatoninin aynı zamanda çok toksik olan hidroksil radikalini, peroksi nitrit anyonu ve peroksil radikalini yakaladığı bilinmektedir. Melatonin bazı yerlerde bir prooksidatif enzim olan nitrik oksit sentetazı da inhibe etmektedir. Ayrıca süperoksit dismutaz enzimi için mRNA düzeyini sitümüle etmekte ve glutatyon peroksidaz, glutatyon redüktaz ve glukoz-6 fosfat dehidrojenazı aktive ettiği de bilinmektedir. Melatoninin işlevleri arasında tümör büyümesinin ve kanser metastazının engellenmesi, sirkadiyen ritim düzenlemesi, kardiyovasküler koruma da yer alır. Melatonin ayrıca, hücre içi enerji üretme fonksiyonunu optimize eden güçlü bir antioksidan ve anti-inflamatuardır.

 

Uykunun evreleri nelerdir?

 

Uyku yüzeyel ve derin olmak üzere iki dönemden oluşur.  Non REM uyku   ve REM  uyku .   Bu dönemlerin her biri farklı fizyolojik özellikler içermektedir.

NREM 4 fazlıdır:

  1. Faz, uyanıklıktan uykuya geçiş dönemidir. Bu dönemde vücut ısısı düşer, nabız yavaşlar, periferik kas aktivitesi devam etmektedir. Bu faz 0.5-7 dakika sürer.
  2. Faz, hafif uyku dönemidir. Kaslarımız gevşer.

      3.ve 4. Faz, kas tonusu daha da azalmıştır. Genellikle Faz 3 ve 4 birlikte derin uyku fazıdır. Derin uyku, dinlendirici etkisi en fazla olan uyku dönemidir.

 

REM Uyku (RüyaDönemi):

Uykuya daldıktan ortalama 90 dakika sonra REM dönemine geçilir. REM uykusu rüyaların büyük kısmının görüldüğü, ayrıca gerek santral sinir sisteminin gerek diğer sistemlerin ve metabolizmanın, uyanıklığa yakın hatta bazen daha fazla aktif biçimde faaliyet gösterdiği dönemdir.

 

KIZILDERİLİLERİN ‘YARI ÖLÜM’ DEDİĞİ UYKUYA ‘‘NEDEN İHTİYAÇ DUYARIZ’’?

Uyku; iki ana önemli sistemi etkiler.

  1. Hipotalamus-hipofiz-adrenal eksen: Vücuttaki stres, seks, büyüme, tiroid, bağışıklık sistemi  gibi pekçok sistemi direkt etkiler ve düzenler.
  2. Sempatik sinir sistemi: Vücudumuzun temposunu belirler, organların çalışmasını direkt etkiler.  

Uykunun önemi, insanlarda uyku yoksunluğunun etkileriyle gösterilmiştir, bu birkaç günden bir haftaya kadar sürdürülmesi zordur. Farelerde, toplam uyku yoksunluğu iki ila üç hafta sonra ölümcüldür. İnsanlarda çok nadir görülen bir hastalık olan ailesel insomnia dejeneratif, beyin hasarıyla birlikte ölüme yol açar.

 

Uyku Fizyolojisi

Uyku fizyolojisi çok karışıktır. Pekçok molekül uykuda rol alır. Başlıcaları, Melatonin, Serotonin, adenozin, GABA, enkefalin, endorfin sayılabilir. Uykuya geçerken vücut ısısı ve kortizol düzeyi (stres hormonu) düşmekte, melatonin salgısı artmaktadır.

Uyku başlıca iki fizyolojik etkiye sahiptir. Bunlardan ilki, sinir sistemi üzerine olan etkileri, ikincisi ise vücudun diğer yapıları üzerine olan etkileridir. Uyku hem merkezi sinir sisteminin normal etkinlik düzeyini korumasına yardımcı olmakta, hem de merkezi sinir sisteminin farklı bölümleri arasında normal dengeyi sağlamaktadır. Uyanıklık sırasında, sempatik etkinlik artar Uyku sırasında ise sempatik etkinlik azalırken parasempatik etkinlik artar, kan basıncı düşer, nabız sayısı azalır, cilt damarları genişler, kaslar genellikle gevşer ve vücudun bazal metabolizma hızı % 10-30 azalır.

 

LEONARDO DA VİNCİ’NİN HER 4 SAATTE BİR 20 DAKİKA ŞEKLİNDE AYARLADIĞI, THOMAS EDİSON’UN ZAMAN KAYBI OLARAK GÖRDÜĞÜ UYKUYU ‘‘NE KADAR SÜRE UYUMALIYIZ’’?

İhtiyaç duyulan uyku süresi kişiden kişiye göre değişiklikler gösterir.  Bu farklılıklar genetik faktörler, yaş, edinilmiş alışkanlıklar, sağlık durumu gibi değişkenlerden kaynaklanabilir.

Ulusal Uyku Vakfı (National Sleep Foundation) Kılavuzu’nda önerilen uyku süreleri sağlıklı bireyler için dokuz yaş grubuna ayrılmışır. Bununla birlikte herkes için ideal uyku değerinin aynı olmadığı ve kişiler arasında değişkenlikler görülebileceği kabul edilmiştir.

 

 

YAŞ ARALIĞI

ÖNERİLEN UYKU SÜRESİ

0-3 ay

14-17 saat

4-11 ay

12-15 saat

1-2 yaş

11-14 saat

3-5 yaş

10-13 saat

6-13 yaş

9-11 saat

14-17 yaş

8-10 saat

18-25 yaş

6-8 saat

26-64 yaş

6-8  saat

64 yaş ve üstü

5-8 saat

 

Uyku süresi kadar, uykunun kalitesi de çok önemlidir. Uyku süresi ve kalitesinin yeterli olmaması ruhsal ve fiziksel pek çok klinik durumu etkiler.  

  • Hipertansiyon
  • Kardiyovasküler hastalıklar
  • İnme (Felç)
  • Böbrek hastalıkları
  • Diyabet
  • Depresyon, Anksiyete
  • Bedensel ve zihinsel performans
  • Cinsel Performans
  • Bağışıklık sistemi düşüklüğü
  • Cilt güzelliği ve cilt hastalıları
  • Obezite  ve daha fazlası
  • Reflü
  • Eklem ve omurga sorumları

 

Ne Zaman Uyku Probleminiz için Doktora Başvurmalısınız?

 

İnsanlar genelde aşırı horlama, hiç uyuyama gibi aşırı ciddi durumlarda uyku sorunu nedeniyle doktora giderler. Ancak yaşam ve sağlık kalitemizi düşüren her durumun uyku ile bağlantısı olabileceği unutulmamalıdır.

  1. Sabahları yorgun kalkmak
  2. Bedensel performans düşüklüğü
  3. Aşırı stres varlığı
  4. Zihinsel performans azalması
  5. Horlama
  6. Diş sıkması, diş gıcırdatması
  7. Gün içi dalgınlık, işlere konsantre olamama.
  8. Aşırı gerginlik, anksiyete, kalp çarpıntıları, depresyon
  9. Uyanınca baş ağrıları olması
  10. Sabah kalkınca bel, eklem, kas ağrıları olması.

 

Eğer uyku ile ilgili sorunlarınız 1 aydan uzun bir süredir varsa  ve günlük hayatınızı etkiliyorsa, bir uzman doktora başvurmanız sizler için uygun olacaktır. Alfatıp Merkezi Uyku Birimi bu konuda sizlere yardımcı olacaktır. www.alfatip.com.tr adresinden randevu alabilirsiniz.

 

Uykusuzluk Sınıflandırması

  1. Ani başlayan Uykusuzluk
  2. Psikofizyolojik Uykusuzluk
  3. Paradoksal Uykusuzluk
  4. Sebebi Bilinmeyen Uykusuzluk
  5. Zihni Bozukluklara Bağlı Uykusuzluk
  6. İyi Uyku Yetersizliği
  7. Çocukluk Çağının Davranışla İlgili Uykusuzluğu
  8. İlaç veya Madde Kullanımına Bağlı Uykusuzluk
  9. Tıbbi Hastalığa Bağlı Uykusuzluk
  10. Bir Maddeye veya Bilinen Fizyolojik Duruma Bağlı Olmayan Uykusuzluk
  11. Özellikleri Tam Belirtilmemiş Uykusuzluk (Nonorganik Uykusuzluk)
  12. Özellikleri Tam Belirtilmemiş Fizyolojik Uykusuzluk (Organik Uykusuzluk)

 

Uyku ile İlişkili Hareket Bozuklukları

 

  1. Huzursuz Bacak Sendromu
  2. Tekrarlayıcı Uzuv Hareket Bozukluğu
  3. Uyku ile İlişkili Bacak Krampları
  4. Uyku ile İlişkili Diş Gıcırdatma (Bruksizm)
  5. Uyku ile İlişkili Ritmik Hareket Bozukluğu
  6. Türü Belirlenmemiş Uyku ile İlişkili Hareket Bozuklukları
  7. İlaç ya da Madde Kullanımına Bağlı Uyku ile İlişkili Hareket Bozuklukları
  8. Tıbbi Duruma Bağlı Uyku ile İlişkili Hareket Bozuklukları

 

Huzursuz Bacak Sendromu

Huzursuz bacak sendromu (HBS), yattıktan kısa bir süre sonra uykuya dalmayı engelleyen, bacaklarda ortaya çıkan ve genellikle gerginlik, batma, yanma, iğnelenme veya tam tariflenemeyen duyu bozukluğudur. Belirtileri akşam ve geceleri olur. Nüfusun %1-15 kadarında görülür Kadınlarda iki kat fazladır ve özellikle yaşlılarda (>65 yaş) daha sık görülür.  Her yaşta başlayabilir. Çoğunluk 50 yaşından sonra tanı almaktadır. Yaşla birlikte belirtilerin şiddeti artar.

Huzursuz bacak sendromunun sebebi  tam açık değildir. Ancak yapılan çalışmalarda, yetersiz demir ile ilişkili durumlarda HBS belirtilerinin sık olduğu görülmüştür. Özellikle serum ferritin düzeyi ile HBS belirtilerinin ağırlığı arasında ters ilişki vardır.  Beyin demir eksikliğinin, yorgunluk, huzursuzluk, uykuya meyil, dikkatini toparlayamama, azalmış kapasite ve çocuklarda aşırı hareketlilik gibi belirtilere sebep olduğu belirtilmektedir. Serum demir ve ferritin düzeyleri değerlendirilmeli ve eksikliğinde tedavi edilmelidir.

 

Tekrarlayıcı Uzuv Hareket Bozukluğu

Uyku sırasında özellikle diz, kalça ve ayak bileğinde ortaya çıkan tekrarlayıcı istemsiz  bükme hareketleridir . Sıklığı % 3,9 olarak bildirilmektedir.  Otuz yaş öncesi oldukça nadir görülür. Uykuya dalma güçlüğü, gece sık uyanma, sabah erken uyanma ve gündüz aşırı uykululuk yakınmaları ile birlikte görülebilir. Hastaların bazıları kol ve bacak atmaları ile uyanmadan yakınmakla birlikte, çoğunda yakınma sabahları bacaklarda ağrı, dinlenmemiş ve yorgun uyanma veya gündüz uykululuk halidir.

 

Uyku ile İlişkili Bacak Krampları

Gece bacak krampları, uyanıklık bacak kramplarına benzer. Genellikle baldırda ortaya çıkan ağrılı kas kasılmaları şeklindedir. Ağrı uykunun bölünmesine sebep olur. Tetikleyici sebepler arasında diyabet, damar hastalıkları, metabolik hastalıklar yer almaktadır. Gebe kadınlarda sık görülür.

 

Uyku ile İlişkili Diş Gıcırdatma (Bruksizim)

Uyku sırasında çene kasklarının kasılmasına bağlı olarak dişlerin birbirine geçmesi ve sürtünmesi ile kendini gösterir  Diş sıkma tipiktir. Çene kasına botoks uygulaması etkili bir tedavi seçeneğidir. Sorunu tetikleyen ağız ve diş bozukluğu (çürük vb) mutlaka kontrol edilmelidir. Ağız içi plaklar faydalı olabilir.

 

Uyku ile İlişkili Ritmik Hareket Bozukluğu

Genellikle uyanıklıktan uykuya geçiş ve hafif uyku sırasında ortaya çıkan baş ve boyun kısmının tekrarlayıcı hareketleriyle kendini gösterir. İlk on sekiz ayda sıklığı %33 olarak bildirilirken, beş yaşlarında sıklığı % 5 olarak bildirilmektedir .

 

 

Beyinle İlgili Aşırı Uyku Şekilleri

  1. Katapleksili Narkolepsi
  2. Katapleksisiz Narkolepsi
  3. Tıbbi Duruma Bağlı Narkolepsi
  4. Özgül Olmayan Narkolepsi
  5. Yineleyici Narkolepsi
  6. Uyku Süresinin Uzamış Olduğu Sebebi Bilinmeyen Aşırı Uyku
  7. Uyku Süresinin Uzamamış Olduğu Sebebi Bilinmeyen Aşırı Uyku
  8. Davranışla İlgili Sebeplere Bağlı Yetersiz Uyku
  9. Tıbbi Bir Duruma Bağlı Aşırı Uyku
  10. İlaç, Madde ve Alkol Kullanımına Bağlı Aşırı Uyku
  11. Organik Kökenli Olmayan Aşırı Uyku
  12. Organik (Fizyolojik) Aşırı Uyku

 

 Parasomniler

Halk arasında uyku terörü de denilir. Parasomniler uyku geçişlerinde, uykudan uyanma ya da uyku sırasında ortaya çıkan istenmeyen fiziksel olaylar ya da deneyimlerdir. Yatakta partnerine yumruk atma vb.  Otonom sinir sistemi değişiklikleri ve iskelet kas faaliyeti bu bozukluklara eşlik eder. Çocukluk çağında sık görülür ve erişkinlik döneminde azalır. Beyin gelişimi ile ilişkili olabileceği düşünülür.

 

Parasomnia  sınıflandırılması .

  1. Uyanma Bozuklukları
  2. Şuursuz (Konfüzyonel) Uyanmalar
  3. Uyurgezerlik
  4. Karabasan ( Uyku terörü)

 

  1. HGH Uyku ile İlişkili Parasomnialar
  2. HGH Uyku Davranış Bozuklukları
  3. Sadece Uyku Felcinin Olduğu Tekrarlayıcı Durum
  4. Kabus Bozuklukları

 

  1. Diğer Parasomnialar
  2. Uyku ile İlişkili Disosyatif Bozukluk
  3. Uyku ile İlişkili Altını Islatma
  4. Uyku ile İlişkili İnleme
  5. Patlayan Kafa Sendromu
  6. Uyku ile İlişkili Varsanılar
  7. Uyku ile İlişkili Yeme Bozuklukları
  8. Başka Türlü Belirlenmemiş Parasomnialar
  9. İlaç ya da Madde Kullanımına Bağlı Parasomnialar
  10. Tıbbi Duruma Bağlı Parasomnialar

 

Şuursuz Uyanmalar

Uyku sarhoşluğu olarak da bilinen şuursuz uyanmalar, gece uykusundan ya da gündüz kestirmelerinden uyanma veya uyanıklık tepkileri sırasında ortaya çıkan, yineleyici şuur bulanıklığı ya da şuursuz davranışlardır. Genelde bebeklerde ve yeni yürümeye dönemindeki çocuklarda görülür. Klinik olarak hareketlenme ve inleme ile başlar. Bağırma, ağlama ve dövme şeklinde davranışlar görülür. Çocuğu tamamıyla uyandırmak mümkün değildir.

 

Uyurgezerlik

Uyurgezerlik yataktan kalkma ve gezinme gibi ani hareket ile kendini gösterir. Bu gezinme sırasında uyku devam eder, bilinç durumunun değişikliği ya da karar vermede zorluk olur. Ayrıca kişinin uykudan uyanmasında zorluk, uyandığında şuur bulanıklığı, nöbet sırasında hafıza kaybı (tam ya da kısmi), uygunsuz zamanlarda ortaya çıkan belirli davranışlar, uygunsuz ya da saçma davranışlar, tehlikeli ya da muhtemel olarak tehlikeli davranışlardan en az biri eşlik eder. Toplumdaki sıklığı % 2,5-5 dir. Çocukların % 25–30 unda uyurgezerlik dönemleri görülür. Beş yaş civarında başlar, 12 yaş civarında en yüksek görülme sıklığına ulaşır, sonra giderek azalır. Uyurgezerlikte ailesel yatkınlık belirgindir. Aile üyelerinin %80’indeuyurgezerlik ya da karabasan olduğu dikkati çekmektedir. Uyurgezerlik nöbetleri yatakta oturma ile başlar, genellikle anlamsız bir yüz ifadesi, etrafta bulunan cisimlere kayıtsızlık vardır. Hareketler amaçsız olmakla birlikte oldukça düzgündür. Hasta, ekseri yatağına geri dönüp uykuya devam eder. Genellikle gecede bir kere ortaya çıkar. Uyanıklık oluşmazsa sabah olaylar hatırlanmaz.

Tedavide odada yaralanmaya yol açabilecek eşyaların kaldırılması, pencere ve kapılarda özel kilitler, zeminde yumuşak malzemeler kullanılması gibi önlemler alınmalıdır. Ailelere bu durumun büyük olasılıkla ergenlik döneminde geçeceği bildirilmelidir. Ergenliğin ileri  döneminde ortaya çıkan uyurgezerlik nöbetlerinde değerlendirme sonucuna göre tedavi düzenlenmelidir.

 

Karabasan

Uyku sırasında, genellikle ağlama ya da yüksek sesli bir çığlık ile başlayan ve aşırı korku davranışının eşlik ettiği ve otonomik belirtilerin olduğu ani nöbetlerdir. Çoğunlukla 3-10 yaşları arasında başlar. Nöbetler genel olarak uykunun ilk üçte birlik döneminde görülür. Çocuklardaki sıklığı % 1–6,5 arasında iken erişkinlerde sıklığı %2,2 dır.

Klinik olarak kişi aniden tüyler ürpertici bir çığlık ile kalkar, genellikle yatakta oturur ve dış uyaranlara yanıtsızdır, uyandığında şuuru bulanık ve huzursuzdur. Yüzünde yoğun bir korku ifadesi vardır. Çocuklar korkuları belirsiz bir şekilde hatırlar (canavarlar, örümcek, yılan). Nöbet sırasında otonomik bulgular (hızlı solunum ve nabız, ciltte kızarma, terleme, göz bebeklerinde genişleme) ve kas tonusunda artış vardır.

EMG aktivitesindeki ve kalp hızındaki artışa paralel olarak EEG’de delta aktivitesinde artma gözlenir. Yatak odasının güvenirliğinin sağlanması tedavide ilk basamaktır. Nöbetler ergenlik dönemine dek devam ederse ruhi sebepler düşünülmeli ve gerekli ise psikoterapi planlanmalıdır.

 

HGH Uykuda Davranış Bozuklukları

HGH uykuda tonusun geçici kaybı ile birlikte, hareketlerin görüldüğü bozukluklardır.

Sıklıkla uzuvlarda atma, uykuda konuşma ve çığlık atma görülür .

 

Sadece Uyku Felcinin Olduğu Tekrarlayıcı Durum (Tekrarlayan İzole Uyku Paralizisi)

Uykuya dalarken ya da uyanırken ortaya çıkan, genellikle endişe ve ölüm korkusunun

eşlik ettiği istemli hareketleri yapamama ile kendini gösterir.

 

Uyku Apne Sendromu

Uykuda aşırı horlama, yeterli ve rahat soluyamama, hatta zaman zaman nefes durması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Yaklaşık her 100 kişiden 5-9'unda uykuda nefes durması görülür. Horlama (Uyku Apne Sendromu) ciddi sağlık problemlerine yol açabilmektedir.

 

Unutkanlık, dikkat eksikliği

Yüksek tansiyon

Kalp krizi

Kalp ritm bozukluğu

Beyin damarında tıkanıklık sonucu felç

Şeker hastalığı kontrolünün zorlaşması

Cinsel performansta azalma

Araba kullanırken veya dikkat gerektiren iş yaparken uyuklama sonucunda trafik ve iş kazaları

 

Uyku Apne Sendromu Kimlerde Sık Görülür?

Erkeklerde (menopoz sonrası eşitlenir)

İleri yaşlarda (40-60)

Kilo fazlalığı olanlarda

Boyun çevresi kalın olanlarda

Sigara içenlerde

Alkol kullananlarda

Sakinleştirici, antidepresan, uyku ilacı vb. kullananlarda

Burun veya boğazında nefes almayı zorlaştırıcı bir durum bulunanlarda (burun kemiği eğriliği, iri bademcik ve adenoid vb.)

 

Uyku Apne Sendromu Tanısı Nasıl Konur?

Uyku laboratuarında bir gece uyku çalışması (polisomnografi) yapılarak tanı konur. Uyku çalışması (polisomnografi) sırasında vücudunuza yapıştırılan elektrotlar sayesinde uyku durumunuzu ve nefes alışverişinizi, kalbinizin ritmini, kan oksijen düzeyinizi izleyen cihazlar sayesinde uykunuzda gelişen anormallikler izlenir.

Özel olarak geliştirilmiş bilgisayar programları kullanılarak elde edilen veriler analiz edilir ve bir yandan tanı konurken bir yandan da tedavi seçenekleri belirlenir.

 

Uyku Apne Sendromu Nasıl Tedavi Edilir?

Kilo vermek yarar sağlayabilir.

Akşam saatlerinde alkol alınmamalıdır.

Uyku ilacı kullanılıyorsa uykuda solunumu etkilemeyenler kullanılmalıdır.

Cerrahi olarak düzeltilebilecek bozukluklar tedavi edilir.

Uyurken horlamayı azaltıcı pozisyon alınır.

Ağız içi cihazlar denenebilir.

Uykuda havayolunu açık tutan hava basıncı uygulaması (CPAP) yapılabilir.

 

UYKU TESTLERİ

 

Gece Uyku Testi Nedir? Nasıl Yapılır?

 

Gece uyku testi, uyku laboratuvarında yatırılan hastanın başına ve çenesine elektrotlar bağlanarak yaklaşık 7 saatlik çekim süresince uyku evreleri belirlendikten sonra rüya dönemleri, derin uyku dönemleri ve uyanma reaksiyonlarının sayısı ve süresi hesaplanması için kullanılan yöntemdir.

 

Vücudun belirli yerlerine elektrotlar takılır ve hasta izlenerek kayıt altına alınır. Bunlar;

 

  • Buruna takılan ufak cihazla, göğüs kafesine ve karına takılan kemerlerle hastanın solunum çabası nefes durmalarının kaydı,
  • Parmağa takılan algılayıcı ile uykudaki kan oksijen düzeyi,
  • EKG elektrotu ile uykuda kalp ritmi,
  • Bacaklara takılan elektrotlarla bacak hareketlerinin kaydıdır.

 

Pozisyon algılayıcısı ile hastanın hangi pozisyonda nefes durmasında artışın olduğu saptanır.

Tüm bu veriler gece boyunca hastayı sürekli takip eden uyku teknisyeni tarafından çekim odasında bulunan bilgisayara video eşliğinde kaydedilir.

 

Ertesi gün sorumlu doktor tarafından tüm gece çekimi tekrar seyredilip hastanın;

 

  • Uyku evreleri ve uyanma reaksiyonları,
  • Anormal solunum olayları,
  • Uykuda olan bacak hareketleri,
  • Vücut pozisyonu ve daha birçok parametre tek tek işaretlenir.

 

Skorlama adı verilen bu işlem bittikten sonra hastanın varsa uyku apne indeksi ya da başka anormal solunum olayları, uykuda bacak hareketleri ve uykuda saptanan diğer hastalıkları da içeren ayrıntılı rapor doktor tarafından hazırlanır.

 

Gündüz Uyku Testi/Çoklu Uyku Latans Testi (ÇULT) Nedir?

 

Gündüz aşırı uyku hali olan hastaların bir kısmında gece testinde uykusunu bozacak bir hastalık saptanmayabilir. Bu hastaların bir grubunda aşırı uykululuk yapan Narkolepsi hastalığı veya idyopatik hipersomni denen hastalığı araştırmak için gündüz uyku testi yapılmaktadır.

 

Bu testte gece uyku testi için yatırılan hasta sabah uyandırıldıktan sonra gece testi doktor tarafından değerlendirilir ve gündüz aşırı uyku hali yapacak bir bozukluk saptanmadıysa yukarıda bahsedilen hastalıkları araştırmak için gündüz uyku testine yatırılır.

 

Çoklu uyku latans testi (ÇULT) adı verilen bu testte, hasta 2 saatte bir toplam 5 kez uyuması için yatırılır ve uykuya dalma süresi, uykuya daldıysa bu süre içinde REM evresine girip girmediği takip edilerek tanıya ulaşılır.

 

 

Uyku Testleri Kime, Ne Zaman ve Nasıl Yapılmalıdır?

 

  • Gece uyku süresi yeterli olmasına rağmen sabahları yorgun uyanıyor, uykunuzu almamış hissediyorsanız,
  • Gün içinde uykunuz geliyorsa,
  • Geceleri nefes alamama hissi ile uyanıyorsanız,
  • Eşiniz geceleri horladığınızı ve düzensiz soluk alıp verdiğinizi söylüyorsa,
  • Geceleri boyun ve ensede terlemeniz oluyor ve çok sık uyanıp tuvalete gidiyorsanız,
  • Eşiniz sizin uykudayken konuştuğunuzu, bağırdığınızı, kol ve/veya bacaklarınızı oynattığınızı söylüyorsa,
  • Çok fazla kabus görüyorsanız,
  • Gece yeterli uyuyor sabah dinlenmiş uyanıyor, ancak gündüz engelleyemediğiniz uyku ataklarınız oluyorsa ve o sırada rüya görüyorsanız, uyku çalışması yaptırmanız gerekebilir.

 

Doktorunuz tarafından gerekli klinik değerlendirme sonrasında size hangi tip uyku testinin yapılacağına karar verilmektedir.

 

NASIL UYUMALIYIZ?

Her insanın anatomisi aynı olmadığı gibi tek bir doğru uyku pozisyonu da yoktur. Fakat ortak buluşulan nokta omurga hattının düzgünlüğünün korunmasıdır. Kişi; fiziksel ihtiyaçlarına, yaşına ve eşlik eden rahatsızlıklarına uygun bir yatış stili belirler. Her yatış pozisyonunun vücutta oluşturduğu etkiler farklıdır.

 

Sırt üstü yatış; vücut ağırlığının eşit olarak dağıtılmasıyla vücudun doğal duruşunu sağlar. Bu, belirli bir noktada aşırı baskı olmadığı anlamına gelir ve diğer duruşlarda yaşanan boyun, omuz ve sırt ağrılarının bir kısmını önler. Sırt üstü yatışla oluşabilecek beldeki gerilim ve ağrıyı engellemek için dizlerin altına yastık koyulması önerilir. Yan ve yüz üstü yatışla ciltte oluşabilecek kırışıklıkları engellemek için de sırt üstü yatış tavsiye edilir. Başı bir yastıkla kaldırarak, mide içeriğinin yukarı taşınmasını, reflü ile ilişkili sorunları azaltmada yardımcı olabilir. Ancak bu pozisyon horlamayı ve obstrüktif uyku apnesini şiddetlendirir. Bunun nedeni, boğazdaki dil ve yumuşak dokular gevşerken yerçekiminin onları hava yoluna çekmesidir.

 

 Yüz üstü yatış; önerilmeyen bir yatış pozisyonudur. Horlama ve uyku apnesini engeller ancak bu pozisyon bel ve boyun eğriliklerinin artmasına neden olup buna bağlı olarak zedelenme ve fıtık gibi problemlerin ortaya çıkmasına neden olurken, tüm gece boyunca başın tek bir yana dönük uyuması boynun gerilmesine sebebiyet verir. Yüz üstü uyku pozisyonunda uyurken pelvis ve mide altında düz bir yastıkla uyumak, başın altında yastık olmadan veya ince bir yastıkla uyumak da omurganın daha iyi hizalanmasını sağlayabilir. Yüz üstü uyumak, uyku esnasında solunumun gerçekleşmesini de zorlaştırır. Bebeklerin uzun süre yüz üstü pozisyonda uyuması ise solunum yetmezliğine bağlı olarak tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

 

 Yan yatış; sırt üstü ve yüzüstü yatışların getirdiği olumsuzlukları engeller. Doğru yastık ve yatak seçimi ile birlikte omurga doğal dizilimini korur. Bu durum da gereksiz boyun, sırt ve omuz ağrısını önlemeye yardımcı olur. Horlama veya uyku apnesi ile mücadele edenlere yan yatarak uyumaları tavsiye edilir, çünkü vücut gevşemiş olsa bile hava yolunun kısıtlanması daha az olasıdır. Yatış sırasında beldeki gerginliğin engellenmesi için dizler arasına ince bir yastık koyulması önerilebilir. Sol tarafa uyumak reflü problemleri yaşayanlar için en doğru olandır. Sindirim sisteminin işleyişini kolaylaştırır. Lenfatik akış ve vücudumuzdan kalbe giden toplar damar akışı daha kolaylaşır. Hamile olan kadınlar için özellikle ikinci ve üçüncü trimesterde vücudun sol tarafında uyumak en iyisidir. Bunun nedeni plasentaya artan kan akışı ve annenin bacaklarında ve ayaklarındaki şişmeyi azaltmaya yardımcı olan gelişmiş böbrek fonksiyonudur. Fakat akciğerlerin kalbe bası yapma ihtimalinden dolayı kalp yetmezliği problemi yaşayanlara sağ tarafa yatış önerilir. Stony Brook Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada kanlarına kontrast madde verilerek çeşitli pozisyonlarda uyutulan farelerin yapılan beyin MRT’si çekimlerinde beyin yıkama için en uygun pozisyonun yan yatarak uyuma pozisyonu olduğu bulundu. Yan yatarak uyuma pozisyonunda glial hücreler hacimlerini daha fazla küçülterek glymphatic sistemdeki kanalların daha fazla açılmasına sebep olduğu, bu durum ise beyinden daha fazla atık maddenin daha hızlı bir şekilde atılarak daha dinlendirici bir uykunun gerçekleşmesine sebep olduğu belirtilmiştir.

 

 Tüm geceyi tek bir pozisyonda geçirmek de sakıncalıdır. Bir işçinin bir fabrikada tüm gün aynı pozisyonda çalışarak yaralanma riski olması gibi, bütün gece aynı pozisyonda uyuyarak yaralanma riski bulunmaktadır. Örneğin; sadece sağ tarafa dönmüş şekilde uyumak sağ omuzda ağrıya, ileri dönemlerde sağ böbrekte yetmezliğe sebep olabilir.

 

Uzmanlar sağlıklı uyku ritmini

  • 20 dakika sırt üstü
  • 20 dakika sol taraf
  • 20 dakika sağ taraf şeklinde döngüler olarak tanımlar.

 

Günlük hayatta aktif haldeyken ortalama nabzımız 80-90 şeklindedir. Uykuya geçebilmemiz için sempatik sistemin baskılanması, parasempatik aktivasyonun artması ve nabzın 60lara düşmesi gerekmektedir. Bunun için en uygun başlangıç pozisyonu sırt üstü yatıştır. Uyumak için yatağa ilk girildiğinde sırt üstü yatış ile uyku ritmine başlanması gerekir. 20 dakikanın sonunda vücut kendini uykuya hazırladığında sol tarafa dönülür. Sol tarafa yatış; mide borusunun sağ tarafta bulunmasından ötürü mide içeriğinin alt kısımda kalmasını, reflü şikayetleri oluşmamasını sağlar. 20 dakikanın sonunda sağ tarafa dönüş gerçekleştirilir ve bu gece boyu döngü şeklinde devam ettirilir.

TEMİZ UYKU

Uyku sadece günlük yaşamın dışında kalmış bir zaman parçası değil, bedenin kendisini yenilediği, sağlıklı ve uzun yaşamın temeli olan yaşamsal bir gerekliliktir. İnsan yaşamında uyku; nefes alma, yemek yeme ve boşaltım kadar önemli ve vazgeçilemez bir gereksinimdir ve gerek fiziksel gerekse ruhsal yönden sağlıklı olmanın temel koşuludur.

İnsanda uyku yoksunluğunda düşünce, duygu ve motivasyonda bozulma başlamaktadır. Uyku problemleri insanlarda daha fazla gerginlik yaratır ve günlük aktiviteleri yerine getirmede güçlük yaşanır. Sağlıklı bir uykunun sürdürülmesi; uyku ile ilişkilendirilen fizyolojik ve psikolojik bozuklarının önlenmesinde önemli bir nokta olarak karşımıza çıkmaktadır.

Uyku sağlığını etkileyen önemli faktörlerden biri uyku hijyenidir. Uyku hijyeni uyku kalitesini artıran ilke ve uygulamalar olarak tanımlanmaktadır. Gece boyunca uyku kalitesini geliştirmek için gerekli olan günlük uygulamalar, alışkanlıklar ve çevresel faktörlerdeki düzenlemeler uyku hijyeni kapsamında ele alınmaktadır. Uyku hijyeni düzenlemeleri uyku bozuklukları yönetiminde etkin ve ucuz, yan etkisi olmayan etkili bir yaklaşımdır. Bir çalışmada uyaran kontrolü, uyku sınırlaması, uyku hijyeni ve gevşeme eğitimini kapsayan davranışsal tedavi sonucu bireylerin uykusuzluk şiddetinde azalma olduğunu bulmuşlardır.

 

Uyku hijyenine yönelik öneriler;

  • Her sabah aynı saatte kalkılmalıdır (dinlenmek amacıyla uykuya devam etmek dinlendirici olmadığı gibi, uyku ritmini de bozabilmektedir)
  • Yatak odasının uyku dışında farklı amaçlarla kullanılmaması (Tv seyretme, yemek yemek, müzik dinleme, ders çalışma vb)
  • Uyku saatine yakın yemek yenmemesi, yatağa aç yatılmaması ve yatmadan önce aşırı sıvı alımının önlenmesi, yatma saatinden en az 6 saat öncesine kadar kafeinli, alkollü, asitli içeceklerden ve kaçınılması
  • Eğer yatakta 15-30 dakika içinde uyunmadıysa, yataktan çıkıp başka odaya geçilmesi
  • Karanlık ve aydınlık insan uykusunu düzenleyen kilit mekanizmadır. Işık uyaranları melotonin sentezini etkiler. Melatoninin uyku üzerindeki asıl etkilerinin termoregülasyondaki görevinden kaynaklandığı düşünülür, karanlıkta en yüksek seviyesine çıkar. Karanlık ile başta melatonin olmak üzere hormon salgılamaları ve hipotalamusun nöroendokrin düzenlemeleri değişerek uykunun başlaması kolaylaşır. Melatonin toplam uyku süresinden ziyade uykunun başlangıcı, uyku latansı ve kalitesiyle alakalıdır.
  • Düzenli olarak egzersiz yapan insanlar daha az uykusuzluk sorunuyla karşı karşıya kalmaktadır. Egzersiz, uyku döngüleri ve evreleri arasında daha yumuşak ve daha düzenli geçiş sağlayarak uyku kalitesini arttırmaktadır. Haftada dört ila beş kez 20-30 dakika süren orta şiddetli egzersizler daha iyi bir uykuya yardımcı olmaktadır.
  • Bir araştırmaya göre, uyku kalitesindeki azalmanın bir diğer belirleyici değişkeni olarak, iştah değişikliği varlığı tespit edilmiştir.
  • Kandaki düşük nikotin düzeylerinde kısa süreli hafif bir uykuya eğilim ve sakinleşme görülebilir; fakat yüksek seviyelerdeki nikotin fizyolojik uyarılmışlık ve katekolamin düzeylerinde artışına yol açarak kalp hızında ve kan basıncında yükselmeye neden olur. Bu otonomik aktivasyonla uykuya başlama ve devam ettirme zorlaşır. Sigara kullananlarda uykuya geçiş ve uyku etkinliği daha kötüdür. Bu nedenle uyku saatine yakın sigara kullanılmasının uyku kalitesini bozabileceği söylenebilir.
  • Kilo alma ve verme de uyku düzenini etkilemektedir. Kilo verme uyku süresinin kısalmasına, kilo alımı ise uyku süresinin uzamasına neden olabilmektedir.

 

  • Gevşeme egzersizleri uyku bozuklukları karşısında iyi bir gece uykusunun anahtarıdır. Gevşeme, uyku öncesi uyarılmayı azaltmayı amaçlayan bir yöntemdir. Gevşeme teknikleri zihin ve vücuttaki yıpranmayı ve stres semptomlarını azaltmaktadır. Genel olarak, gevşeme teknikleri, sakinleşmeyi, bir şeye yeniden odaklanmayı ve fiziksel farkındalığı arttırmayı içermektedir. Gevşeme teknikleri, kalp atış hızını ve solunum hızını yavaşlatarak, kan basıncını düşürmekte, birçok ana kas grubuna kan akışını arttırarak, kas gerginliğini ve kronik ağrıları azaltmakla beraber, bireyin konsantrasyonunu arttırmaktadır.

İYİ UYKU

İyi (kaliteli) uyku, sağlıklı bir yaşam sürmenin en önemli faktörlerinden biridir. Uyku sadece günlük yaşamın dışında kalmış bir zaman parçası değil, bedenin kendisini yenilediği, sağlıklı ve uzun yaşamın temeli olan yaşamsal bir gerekliliktir. İnsan yaşamında uyku nefes alma, yemek yeme ve boşaltım kadar önemli ve vazgeçilemez bir gereksinimdir ve gerek fiziksel, gerekse ruhsal yönden sağlıklı olmanın temel koşuludur.

  • İnsanın yeterli seviyede kaliteli uyuması, çoğu öğrenmenin ön koşulu olan dikkat ve konsantrasyonu teşvik eder. Uyku ayrıca hafıza, problem çözme, yaratıcılık, duygusal işleme ve muhakeme dahil olmak üzere düşünmenin diğer birçok yönünü de destekler.
  • İlişkili fikirleri birbirine bağlamak, yaratıcılığın ayırt edici özelliğidir ve bu yetenek iyi uyku ile güçlendirilir.
  • İyi uyku, daha keskin düşünmeyi teşvik edebilir ve yaşa bağlı bilişsel gerileme olasılığını azaltabilir.
  • Somatotropin (büyüme hormonu); büyüme, hücre üretimi ve yenilenmesinde görevlidir. Uykunun derin döneminde salınımında artış olur. Bu hormon, yaraların iyileşmesine ve hücre yenilenmesine katkıda bulunur.
  • İyi bir uyku normal günlük ritmi kolaylaştırır, yorgunluğu azaltır ve fiziksel yenilenmeyi sağlar.
  • İyi uyumak kardiyovasküler sisteme zarar gelmesini önlemeye yardımcı olabilir

 

KÖTÜ UYKU

Kötü uyku yaşam kalitesinin azalmasına ve kişinin sağlığında bozulmaya neden olur.

  • Kötü uyku ile yaygın olarak ilişkilendirilen bazı fiziksel sağlık sorunlar kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, inme, artrit ve metabolik bozukluklar olarak sıralanabilir ; sık rastlanılan ruhsal sorunlar ise depresyon ve anksiyete olarak belirtilmektedir.
  • Hemen hemen çoğu insanda görülen boyun, omuz, sırt, bel ağrılarına sebep olabilir veya olan ağrıyı daha da artırabilir.
  • NREM uyku aşaması kalbin yavaşlamasına ve iyileşmesine yardımcı olurken, REM uykusu artan stres ve aktivite içerir. Yetersiz uyku, bu aşamaların dengesini bozarak kalp krizi riskini artırabilir.
  • Kardiyovasküler sistem için yetersiz veya bölünmüş uyku, kan basıncıyla ilgili sorunlara katkıda bulunabilir ve kalp hastalığı, kalp krizi, diyabet ve felç riskini artırabilir.
  • Kötü uyku kronik iltihabı tetikler, damarların plak oluşumuna ve sertleşmesine sebep olur.
  • Uyku, açlığı kontrol eden hormonları düzenlemeye yardımcı olur, uyku eksikliği veya uyku bozuklukları aşırı yemeyi tetikleyebilir ve yüksek kalorili yiyeceklere olan isteği artırabilir bu durum obeziteye sebep olur.
  • Uykusuzluğun glikoz metabolizmasını kötüleştirdiğini bulunmuştur. Kötü uyku prediyabet yani diyabet parametrelerini karşılamayan bir tür glukoz intoleransı ile ilişkilidir.
  • Tekrarlayan, açıklanamayan göğüs ağrısı olan kişilerde yüksek oranda uykusuzluk benzeri semptomlar görülür. Bu bağlantı tam olarak anlaşılmasa da tepkileri de dahil olmak üzere stres ve kaygı ile ilişkili olabilir.
  • Hafızanın sonuçlarına ek olarak, zayıf uyku diğer bilişsel görevlerden uzaklaşır. Motor beceriler, ritmi sürdürme ve hatta bazı konuşma türleri uygun uyku olmadan kötüleşir.
  • Yeterli uyumayan kişilerin riskli seçimler yapma olasılığı daha yüksektir.
  • Zayıf uyku entelektüel performansa, akademik başarıya, yaratıcı arayışlara ve işyerinde üretkenliğe zarar verebilir. Yetersiz uykunun bilişsel etkileri, uykulu araç kullanmaktan veya yeterli uyku olmadan ağır makine kullanmaktan kaynaklanan yaşamı tehdit eden tehlikeler dahil olmak üzere sağlık riskleri de oluşturabilir.

GEBELİK VE UYKU

Kadının yaşamında en önemli olaylardan biri gebeliktir. Annelik gebelik ve doğumla başlayıp kadının yaşamı boyunca devam eden doğal bir olay olmasına rağmen fizyolojik, psikolojik ve sosyal birçok değişikliği de beraberinde getirmektedir. Bu değişiklikler arasında günlük yaşam kalitesi ve gebelik seyrini etkilemesi bakımından uyku önemli bir faktördür.

Gebelik süresince meydana gelen hormonal ve fiziksel değişiklikler uyku ve uyku kalitesinde önemli değişiklere neden olur. Büyüyen fetüsün diyafragmaya yaptığı bası sonucu artan abdominal rahatsızlıklar, noktüri, sırt ağrısı, bacak krampları, progesteron ve östrojen seviyelerindeki artışa bağlı gelişen hormonal değişiklikler, huzursuz bacak sendromu gibi hastalıklar gebenin uyku alışkanlıklarını ve uyku kalitesini bozar.

 

Gebelikte uyku yapısı aylara göre değişiklik gösterir. Gebeliğin ilk üç ayında gündüz uykuya eğilim ve toplam uyku süresinde artış görülürken, ikinci üç ayda toplam uyku süresi normalleşmektedir. Gebelikte uyku sorunları en çok son üç ayda görülmektedir. Bu aylarda ağrı, rahatsızlık hissi, sık idrara çıkma, reflü gibi şikayetler uyku kalitesini etkilemektedir. Gebeliğin son üç ayında total uyku süresinde azalma, gün içi uyuklama, gece uyanma ve uykusuzluk sıklığında artış bildirilmiştir

 

Gebelikte uyku pozisyonunun hemodinamik üzerinde derin bir etkisi olabileceği bilinmektedir. Özellikle, sırtüstü pozisyon sırasında, gebe rahminin inferior vena cavaya baskısı sonucu; venöz dönüşün kısıtlanması, azalmış kalp debisi ve sonuç olarak bozulmuş rahim kan gaz alışverişi yaşanır. Bu kompresyonun önlenememesi, maternal sırtüstü hipotansif sendroma ve sonuçta anne ile bebek arasındaki gaz alışverişi üzerinde ters bir etkiye ve sonuçta bebek kalp hızında yavaşlamalara yol açabilir. 1950'lerden beri, doğum yapan gebe kadınları uterusu inferior vena kavadan uzaklaştırmak ve böylece maternal hemodinami ve gaz alışverişini iyileştirmek için sol taraf pozisyonuna yerleştirmek standart bir bakım olmuştur. Hamile yastıkları, büyüyen karnın oluşturduğu baskının desteklenmesi, ciltteki gerginliğin desteklenerek çatlakların önlenmesi ve ideal pozisyonda rahat bir uykuya yardımcı olmak için kullanılır. Oluşan duruş bozukluğunu gidererek doğru omurga dizilimi sunmaktadır.

 

İyi bir uyku hijyeni ile çoğu kadında gebeliğe bağlı uykusuzluk yönetilebilir. Gevşeme teknikleri, uykuya dalmaya yardımcı olabilir. Gebe kadınlar fiziksel yönden olduğu kadar duygusal yönden de desteklenmelidir.

 

BEBEK VE UYKU

 

Özellikle bebeklik dönemi olmak üzere yaşamımızın büyük bölümünü uyuyarak geçiririz. Yetersiz uyku çocuğun biyopsikososyal sağlığını, aile-akran-öğretmen ilişkilerini, günlük yaşam aktivitelerini, davranışlarını bütünüyle olumsuz etkileyebilecek bir unsurdur.

 

Yaşamın başlangıç dönemlerindeki uyku-uyanma döngüsü zamanla 24 saatlik zaman diliminde gündüz gece siklusuna dönüşür. Sağlıklı bir çocuk büyük ölçüde gece uyur, gündüz uyanık kalır, ilk yıllarda gündüz uyuklama görülmektedir. Başta ışığın algılanması olmak üzere yemek zamanı, sosyal aktiviteler, gürültü düzeyi gibi sosyal nedenler, acıkma, sıcaklık gibi vücudun iç sinyalleri bu ritmin oluşmasında önemli etkenlerdir. Uyku çocukluk döneminde büyüme gelişme, doku yenilenmesi, enerjinin korunması, immün sistemin güçlenmesi gibi birçok önemli işlevi yerine getirmektedir

 

Yenidoğan bebeklere pozisyon verme bebeklerin vücut sistemlerini olumlu veya olumsuz etkileyebilir. Uygun pozisyon verme bebeklerin ellerini ağızlarına götürme gibi rahatlama davranışlarını kolayca yapabilmelerini sağlar. Bebeklerin uygun olmayan pozisyonlarda yatırmaları; kısa dönemde motor ve davranışsal bozukluklara, uyku bozukluklarına, kronik ağrıya, gaz sıkıntısına; uzun dönemde ise kalıcı postür bozukluklarına neden

olabilmektedir.

Literatürde yenidoğan bebeklerde yüzüstü yatışın Ani Bebek Ölümü Sendromuna sebep olabildiğini savunan kaynaklar mevcuttur. Kardiyovasküler sisteme ek fizyolojik stres getiren özellikle prone (yüzüstü) uyku pozisyonu; ABÖS için en önemli çevresel risk faktörüdür. Yüzüstü uyku pozisyonunun ABÖS riskini 14 kata kadar arttırdığı tahmin edilmektedir.

Yan yatış pozisyonu verilen bebeklerde karınları etrafında dönerek yuvarlanmalarına yüz üstü pozisyona geçişine dikkat edilmelidir. Yan yatırılmış olan çoğu ABÖS vakası; öldüğü fark edildiğinde yüzüstü pozisyonda bulunmuştur. Bunu engellemek için kenarları destekli bebek yatakları önerilir. Ek olarak ABÖS riski, bebeğin alışkın olduğu uyku pozisyonundan farklı bir yatış pozisyonu verildiğinde de artmaktadır.

Bebeğin gaz sancısı problemleri yaşadığı dönemlerde sıcak su torbası, ısıtılmış kiraz çekirdeği yastığı sıcaklık kontrolüyle birlikte bebeğin rahatlaması için kullanılabilir ama kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Yapılan bir çalışmada ABÖS vakalarının %36’sında ölüm anında aşırı terlemenin mevcut olduğu bulunmuştur. Bu da hiperterminin bazı ABÖS ölümlerinde rol oynadığını düşündürmektedir. Bununla birlikte, aşırı sarmalama, artmış oda sıcaklığı veya yüzün örtülmesi nedeniyle aşırı ısınma çevresel risk faktörleridir.

 

YATAĞINIZDA NELER GİZLİ?

Yoğun ve yorucu bir günün ardından herkes rahat bir uyku çekmek ister. Uykunun sağlıklı ve kaliteli olabilmesi için gerekli olan şartlardan bir tanesi ise yatakların temiz olmasıdır. Dışarıdan bakıldığında her ne kadar temiz görünseler de uzun yıllardır kullanılan yataklar birikmiş ter, tükürük ve ölü deri kalıntılarına ev sahipliği yapar. Tüm bunlar, kişileri istenmeyen konuklar ve sağlık sorunlarıyla karşı karşıya getirebilir.

  • Ev tozu akarları: Ev tozu akarları mikroskobik canlılardır. Çoğunlukla ev içi ortamında bulunurlar. Özellikle sıcak ve nemli ortamları çok sever ve hızla çoğalırlar. İnsan ömrü boyunca ortalama 20 kg deri döker. Alerjiye neden olan bu akarlar insanların deri döküntüleri ile beslenirler. [1] Deri döküntülerinin biriktiği yataklar, yaşamaları için bir alan haline gelirler.
  • Tahtakuruları: Yaşamak için kana ihtiyaç duyan haşerelerdir. Işığı sevmeyen bu canlılar, karanlık yerlerde saklanırlar. Yatak bölmelerinde, çarşaflarda kendilerine yaşam alanı oluşturabilirler. Geceleri çok aktif olan bu canlıların ısırıkları kaşıntıya, bazı durumlarda alerjik ve iltihabi reaksiyonlara sebep olabilir.
  • Mantar ve bakteriler: Yatakta biriken ter, bakteri ve mantarların yaşaması için gerekli olan sıcak ve nemli ortamı oluşturur. Bu ortamı escherichia coli ve staphylococcus aureus dahil maya, küf ve bakterilerin tümü sahiplenmiş olabilir.
  • Evcil Hayvan Döküntüleri: Kedi ve köpek sahiplerinin çoğu yataklarını hayvanlarıyla paylaşır. Bu da hayvanların tüylerinin, deri döküntülerinin, salyalarının, üzerlerindeki kene ve pirelerin yatağa dökülmesi demektir.

Yakın zamanda yapılmış olan bir çalışmada katılımcılardan çarşaflarını 4 hafta boyunca yıkamadan kullanmaları istenmiş ve yatak ve yatak örtülerindeki bakteriler incelenmiş. Bir hafta yıkanmayan yastık kılıflarında, klozet kapağında bulunan bakterilerin 17.000 katından daha fazla bakteri bulunduğu ayrıca birinci hafta yastık kılıfı ve çarşaftaki inç kare başına düşen bakteri miktarının dördüncü hafta hemen hemen 4 kat arttığı görülmüş. Bakterilerin yataktaki dağılımına bakıldığında en fazla bakteriye yastık kılıflarında rastlanmış. Yatakların yıllar içindeki bakteri birikimini incelemek amacıyla 1 ve 7 yıldır kullanılan yataklar karşılaştırıldığında, 7 yıldır kullanılan yataklarda 1 yıldır kullanılanlarda bulunan bakteri miktarının 5 katından daha fazla bakteri olduğu görülmüştür.

Sağlığın korunması ve yatak ömrünün uzatılabilmesi için yatakların 6 ayda bir temizlenmesi, nevresimlerin haftada en az bir kez değiştirilmesi gerekir. Bununla birlikte yatakların bir kullanım ömürleri vardır ve bu ömrün sonuna gelindiğinde yataklar değiştirilmelidir. Yatak değiştirme süreleriyle alakalı yapılan bir araştırma Avrupa’da ortalama 2 yıl olan yatak değiştirme süresinin, Türkiye’de 8 yılı bulduğunu göstermiştir. Süleyman Demirel Üniversitesi’nde 320 kişiyle yapılmış bir çalışmada katılımcıların %36’sının yataklarını 6-9 yıl aralığında değiştirdikleri, %39’nun yataklarını 9 yıldan daha fazla kullandıkları belirtilmiştir. Yatak değişikliği normal şartlar altında 6-8 yılda bir yapılmalıdır. Belirtilmiş olan süre tabii ki herkes için geçerli olmayabilir.

Yatağın değişim vaktinin geldiği aşağıdaki maddelerin bir veya daha fazlasının var olmasından anlanabilir.

  • Yatak yaşının 6-8 yıldan daha büyük olması
  • Uykunuzu olumsuz etkilemesi
  • Yatağın belli alanlarda hasarların veya sarkmaların olması
  • Hareket edildiğinde yataktan eskiye oranla daha fazla ses gelmesi
  • Alerji/astımda artışın olması
  • Düzenli olarak kas ve eklem ağrılarıyla uyanılması

Özetle yatak artık dinlendirici bir uyku sunmuyorsa değiştirilme vakti gelmiş demektir.

 

 DOĞRU YATAK SEÇİMİ

Uyku kalitesi, genel sağlığımızda ve günlük yaşamımızın etkinliğinde çok önemli bir rol oynar. İyi uyku kalitesi, sağlıklı bir sirkadiyen ritmi kolaylaştırmaya, kas yorgunluğunu azaltmaya ve vücudun yorgunluk iyileşmesini artırmaya yardımcı olabilir. ABD halkının uyku kalitesine ilişkin bir anketine göre uykusuzluk şikayetlerinin kaynağı burada katılımcıların %7'si uyku problemlerinin rahatsız bir şilte ile ilgili olduğunu belirtmiştir. Bir yastık, yatak gibi birbiri ile uyumlu şekilde tasarlanmış bir uyku sisteminin seçilmesi, uyku kalitesiyle doğrudan bir ilişkiye sahiptir. Uygun bir yatak kullanmak fizyolojik maliyetleri düşürme, uyku konforunu artırma ve günlük uyku kalitesini iyileştirme eğilimindedir.

Uyku konforunun sağlanması için uygun bir uyku sisteminden; vücut basınçlarını en aza indirme ve dağıtma, omurga dizilimini koruma, kas yorgunluğunu önleme ve uygun bir vücut ısısını koruma beklenir.

Doğru basınç dağılımı ve omurga dizilimi için; yapılan araştırmalar yatarken omurga eğriliğinin ayakta duruşa benzer olduğu yataklar da uyku kalitesi açısından olumlu sonuçlar vermiştir.

Yani yataktan; ayakta duruş esnasında omurga dizilimi nasıl ise yatarken de aynı dizilimde olması beklenir. Başka bir araştırma; yatağın çok sert olması durumunda omuzları ve pelvisi yeterince içeri alamayacağı dolayısıyla boyun ve sırtın uygun şekilde desteklenmesine izin vermeyerek ağrıya ve eklem sertliğine yol açacağı sonucuna varmıştır. Yatak çok yumuşaksa, pelvis yatağa daha fazla çökecek ve boyun bölgesinin pelvisten daha yüksek olmasına ve bu da yanlış dizilime yol açacaktır. Bu durumların önüne geçebilmek için kişiye uygun yatak sertliğinin belirlenmesi gerekir.

Dünya kişiye(topluma) uygun desteğin belirlenmesi hususunda yatakları;

  • H1: 20 - 60 kg
  • H2: 60 - 80 kg
  • H3: 80 - 100 kg
  • H4: 100-120 kg
  • H5: 120 ve üstü

              şeklinde kilo kategorilerine göre sınıflandırmıştır.

‘Uyku Ritmi’ kısmında bahsedildiği gibi tek bir doğru yatış pozisyonu yoktur. Olması gereken uyku esnasında belirli aralıklarla yön değiştirmektir. Yatılan yatak da buna uygun olarak her yönde yatış pozisyonunu destekleyecek iç yapıda olması gerekir. Paket/Torba Yay Sistemi her bir yayın ayrı kumaş torbalarda olması şeklinde üretilmiştir. Bu durum her bir yayın vücuda temas ettiği bölge basıncına göre tepki verebilmesini, kişinin anatomisine uygun şekil alınmasını ve uygulanan geri tepkinin bölgesel dengede olmasını sağlar. Bu sayede her türlü yatış pozisyonunu destekleyebilir niteliktedir. Bonel Yay Sisteminde yaylar birbirlerine zincirlerle bağlıdır. Bir noktadan yapılan basınca diğer yaylar da bağlantıları sayesinde tepki verebilmektedir. Bu durum vücut ağırlığının iki tarafa eşit dağıldığı sırtüstü ve yüzüstü yatış şekilleri için uygunluk gösterir.

DOĞRU YASTIK SEÇİMİ

İnsan ömrünün üçte biri uykuda geçer. Kaliteli uyku ve dinlenmiş bir şekilde uyanmak için doğru yastık seçimi çok önemlidir. Sabahları boyun ağrısı ile uyanmak, boynun uykuda uygun olmayan desteğinden kaynaklanabilir. Boyunda ağrı ve kas gerginliği, kişinin uygun bir uyku pozisyonu bulmada güçlük çekmesine böylece uyku kalitesinin bozularak gerilim tipi baş ağrılarının olmasına neden olur.

Uyku halinde olması gereken; boynun düz bir hatta ve başının yüksekte ya da alçakta kalmayacak şekilde baş ve boyun kıvrımının desteklenmesidir. Doğru yastık seçiminde kalınlık çok önemlidir. Alçak ya da yüksek yastıklarda baş fazla aşağıya düşecek ya da yüksekte kalacağından boyun kaslarının gerilmesine, omurgaya binen yükün artmasına sebep olabilir, bu da ağrıya neden olacaktır. Yastık kişiye özel seçilmelidir.

Yastık seçimi kişinin;

  • Baş ağırlığı,
  • Omuz genişliği
  • Boyun uzunluğu

 Kriterlerine göre belirlenir. Uygun kalınlık tek bir yastıkla sağlanmalıdır.

Kişinin anatomisine uygun yastık seçildiğinde; yastık uyurken baş ve enseyi tam olarak destekleyerek boyun ve sırt kaslarına binen yükü azaltarak gevşemesine yardımcı olur.

Kişilerin vücut tepkilerine uygun özel malzemeler yataklarda sıklıkla tercih edilir.

Doğal Lateks; doğada bulunan birçok bitkinin salgıladığı bir bitki özütüdür. Genelde kauçuk bitkisinin sütlerinden elde edilir. Bu sütümsü sıvı hava ile temas ettiğinde köpük haline gelir, lateks ismini alan bu malzeme, kalıplarda bloklar haline getirilir ve yatak üretiminde kullanılır. Lateks yatakta bulunan hava kanalları doğal klima görevi görmektedir. Lateks bloklarının bağımsız hareketi sayesinde yan yana yatan iki kişi birbirlerinin hareketlerinden rahatsız olmadan uyuyabilirler. Lateks malzemesi yapısı dayanıklı ve esnek bir yapıdadır. Esnekliği sayesinde üzerindeki yüksek basınçları karşılayabilmekte, ağırlık sonrasında tekrar eski haline dönebilmektedir.

At Yelesi; “at kılı” veya “at saçı” olarak da anılan doğal bir elyaftır, Özel yatakların üretiminde kullanılır. Organik bir malzemedir, at tüyü ile yapılan yataklar en sağlıklı yataklardandır. Eşsiz hava dolaşımı ve nem transferi özelliklerinden dolayı uykuda ısıl rahatlık sağlar ve uyku kalitesini artırır. Oluşturduğu mikroklima etkisi sayesinde terlemeyi önleyici özelliğe sahiptir. Mikroorganizma barındırmadığı ve bu küçük canlıların yol açtığı alerjilerden koruduğu için anti-alerjik özelliğe sahiptir.

Hindistan Cevizi lifi, hindistancevizi kabuğundan kolayca elde edilebilen doğal bir liftir. Yatak içinden maksimum hava akışı sağlar ve yüksek oranda havalandırılır, nemi kolayca emebilen yapısı yatağın özellikle sıcak yaz aylarında serin kalmasına yardımcı olur. Böylece uykunuzu konforlu hale getirir. Özellikle fazla terleme problemi olan, eklem omurga romatizma problemleri olan kişilere tavsiye edilir.

Yün; özellikle koyun, keçi, deve, lama gibi otçul hayvanların yumuşak kıllarından elde edilen doğal bir elyaf türüdür. Yün ısıyı dengeleyicidir. Soğuğu geçirmez. Koyun yününden yapılan ürünler yazın serin, kışın sıcak tutma hususiyetine sahiptir. Kendi kendini temizleyebilme özelliği vardır. Koyun yünü sinyal ve radyasyon soğurur. Ateşe, aleve karşı dirençli ve dayanıklıdır. Uzun ömürlü bir üründür.

 

ALFA TIP MERKEZİ UYKU ÜNİTESİ

Merkezimizde geniş kapsamlı uyku tanı , tedavi ve danışmanlık hizmeti sunulmaktadır.

 

  1. Uyku Sorunlarının Tespit ve Analizi
  2. Uyku Kaynaklı Sorunların Tespit ve Tedavisi.
  3. Uyku Hastalıkları Tedavisi
  4. Kişişel ve kurumsal danışmanlık (Yatak seçimi, yatak odası dizaynı, kurumsal danışmanlık.)

 

  1. Uyku Sorunlarının Tespit ve Analizi

a.Uyku Check Up Paketleri (Nöroloji, Dahiliye, KBB, Ortopedi, Fizyoterapi, Diyetisyen,Psikiyatri)

b.Uyku kalitesi değerlendirme testleri

c.Laboratuvar Analizleri

d.İleri Tetkikler (Radyoloji, Uyku Odası

e.Yatak ve yatak  odası analizleri

    <l
Bilgi Talep Formu